Cumartesi 9 Zilhicce 1445 - 15 Haziran 2024
Türkçe

Çöl Klimasının Su İle Takviye Yapıldığı Dikkate Alınarak Oruç Esnasında Klima Havasını İçine Çekmenin Hükmü

Soru

Oruç esnasında çöl klimasından çıkan havayı içine çekmenin hükmüne dair sormak istemiştim. Şöyle ki bu cihaz havayı (soğutup) nemlendirmeye çalışması için su ile ona takviye yapmak gerekiyor.

Cevap metni

Allah’a hamd olsun.

Birincisi:

Ramazan’ın gündüzünde çöl kliması kullanmakta bir beis yoktur. Çöl klimasının havasını içine çekmek de orucu bozucu bir unsur sayılmaz. Hatta klima, suyla takviye edilen olsa bile. Velev ki ondan minik su tanecikleri çıktığı düşünülse bile -ki bunlar havada yok olup gider-. Dolayısıyla ağzından ve burnundan ne suyun buharından ne de klimadan çıkan su taneciklerinden bir şey (geçmez) meydana gelmez. Bunlardan dolayı mideye bir şeyin ulaşması gerçekleşmez.

Havayı içine çekmek mübah olan bir şeydir. Klimanın havası, bir (hacim) cisim değildir. Örneğin buhar gibi. Klimanın havasında suyla takviye edilen onun su taneciklerinin bir hacmi/cismi olmuş sayılmaz. Özellikle de klimanın uzak durulduğu durumda klimanın havasının çıkartmış olduğuna direk (arada mesafe olmadan yapışarak) temas edilmediği durumda.

Eğer olur da klimaya yakın olan oruçlu kimsenin başına gelir, suyun taneciklerinden bir miktar ağzına kaçması meydana gelirse; o kimsenin ağzından bunu tükürmesi gerekir.

       İkincisi:

İnsan bazen klimanın var olduğu durumda susuzluğunun azaldığını hissedebilir, tıpkı bu durumu soğuk havada oruç tutan kimsenin hissettiği gibi. Dolayısıyla bunun insanın orucuna hiçbir etkisi olmaz. (Klimadaki) Havada bulunan buharın buna etkisi yoktur. Aksine bu, havada soğukluk oluşması amacıyla olan bir şeydir. Diğer klima türleriyle oluşan soğukluk, bu çöl klimasıyla oluşan soğukluktan daha fazladır. Soğuk havayı içine çekmek; vücuda yahut kafaya su dökmekten/koymaktan daha büyük bir husus değildir. Ki (ikinci durumda) suyun nemi susuzluk hissini azaltır. Hatta cilt suyu emer ama bu orucu bozmaz.   

Buhari rahimehullah dedi ki: “Oruçlunun Banyo Yapması Babı

İbn Ömer radıyallahu anhuma oruçluyken elbisesini ıslatır sonra onu üzerine atardı. Şa’bi oruçluyken hamama girmiştir. Hasan-ı Basri şöyle demiştir: “Oruçlunun ağzını suyla çalkalamasında ve (suyla) serinlemesinde bir beis yoktur.” Enes b. Malik şöyle demiştir: “Benim bir (ebzen diye bir) havuzum var. Oruçluyken bu havuza girerim.”

Hafız İbn Hacer Fethu’l-Bari, 4/1974’te şöyle der: “Ebzen; havuza benzer bir taş teknedir. Anlaşıldığı kadarıyla Enes İbn Malik sıcaklık hissettiğinde serinlemek maksadıyla bu tekneyi suyla doldurup içine girerdi.”

Ebzen anlaşıldığı kadarıyla şimdilerde banyo diye adlandırılana benzer bir şeydir.  

“Ebu Bekir el-Esrem isnadıyla şunu aktarmıştır: İbn Abbas ve arkadaşlarıyla beraber ve oruçlu iken Ramazan ayında hamama girmiştir.” (el-Muğnî, 3/18)

Şeyh İbn Useymin rahimehullah’a şöyle soruldu: “Ramazan gündüzünde bir kereden fazla banyo yapmanın ya da uzun bir süre klimanın yanında -ki bu klima nem salgılamaktadır-  oturmanın hükmü nedir?

O da şöyle cevap verdi: “Önceki bir cevapta bunun caiz oluşunu ve bunda bir problem olmadığını ifade eden açıklama geçmişti. Rasul aleyhissalatu vesselam oruçlu olduğu halde sıcaklıktan dolayı yahut susuzluktan dolayı başından aşağı su dökmüştü. İbn Ömer radıyallahu anhuma sıcaklığın yahut susuzluğun şiddetini azaltmak amacıyla oruçluyken elbisesini suyla ıslatmıştı. Nemin (oruca) etkisi olmaz. Çünkü nem; mideye giden bir su değildir ki.” (Mecmûu Fetevâ İbn Useymin, 19/285)

Allah en iyisini bilir.

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi